T.C.
GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ
FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ
SİVAS İLİ ALTINYAYLA İLÇESİ SERİNYAYLA KÖYÜ TARİHİ ve KÜLTÜREL ÖZELLİKLERİ
Hazırlayan
Burak SÜNGÜ
Tarih Bölümü
Lisans Tezi
Danışman
Yrd.Doç.Dr.Mehmet MERCAN
TOKAT 2009
İÇİNDEKİLER
ÖNSÖZ
1.ADI
2.COĞRAFİ YAPI
2.1.Konum
2.2.Yeryüzü Şekilleri, Akarsular ve Göller
2.3.Bitki Örtüsü
2.4.Yaban Hayatı
2.5.İklim
3.TARİHİ
4.SOSYO-EKONOMİK YAPI
4.1.Nüfus
4.2.Göç
4.3.Eğitim ve Öğretim
5.SERİNYAYLA MUHTARLIĞI
6.KAMU MALLARI
7.TARIM ve HAYVANCILIK
7.1.Tarım
7.2.Hayvancılık
8.TİCARET
9.ULAŞIM
10.KÖYÜMÜZÜN ALT YAPI BİLGİLERİ
11.BAZI ESNAFLAR
12.SERİNYAYLA KÖYÜNÜN BAZI SIKINTILARI
13.FOLKLOR
13.1.Ortak Halk Edebiyatı
13.1.1.Ağıtlar
13.1.2.Yerel Ağız
13.1.3.Atasözleri ve Deyimler
13.1.4.Dualar
13.1.5.Beddualar(Karışlar)
13.2.Halk Oyunları
13.2.1.Çocuk Oyunları
13.2.2.Halaylar
13.2.3.Köy Seyirlik Oyunları
14.GELENEKLER
14.1.Evlenmeyle İlgili Adetler
14.2.Ölümle İlgili Adetler
15.YER-SU-EVLİYA KÜLTÜ
16.YEMEKLER
17. SİVAS SERİNYAYLA KÖYÜ SOSYAL YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA ve KÜLTÜR DERNEĞİ (SEYDER)
18.YER ADLARI TOBLOSU
19.SÜLALELER ve SOYADLARI TABLOSU
20.ŞAİRLER
KAYNAKÇA
FOTOĞRAFLAR
1.ADI
Köyün önceki adı Beydiğin olup daha sonra Serinyayla olarak değiştirilmiştir. İsim değişikliğinin sebebini dönemin muhtarı Ethem YANGIN şöyle anlatıyor. Alevi bir köy olduğumuz için çevredeki Sünni köyler bize o zaman hep bir ön yargıyla bakıyorlardı. Örneğin o zaman imkânlar şimdiki kadar iyi değildi Sivastan geleceğimiz vakit bir arabaya binsek nerelisiniz dediklerinde Beydiğinliyiz deyince sanki mimlenmiş bir suçlu gibi bakıyorlardı sırf Alevi olduğumuz için. Bir diğer şey ise resmi makamlarda anlaşılması zor bir isimdi memura Beydiğin deyince evraklara kesin yanlış yazıyordu sonra düzeltmeye uğraşıyorduk. Serinyayla ise köyün serin ve yüksekte oluşu nedeniyle yeni isim olarak verilmiş olabilir.
2.COĞRAFİ YAPI
2.1.Konum
Serinyayla köyü Sivas il merkezinin konumuna göre güney batı yönünde bulunmaktadır.
Serinyaylanın doğusunda Gazimağara köyü ve Deliilyas belediyesi, batısında Karalar, Çongar, güney ve hanlı köyleri, güneyinde Yassıpınar ve Altınyayla ilçesi yer almaktadır.
2.2.Yeryüzü Şekilleri, Akarsular ve Göller.
Serinyayla köyü yerleşim bakımından boz dede dağı ve kuşaklı tepenin eteklerine ve bu dağlar arasındaki çukur alanlara yerleşmiştir. Yine arazi dağlık ve engebelidir. 2008 yılı tapu kadastro verilerine göre tarım da kullanılan toprakları 2600 dönümdür. Köyün rakımı ise 1590dır. Köyde hiç akarsu bulunmamaktadır bu da sebze ve meyve üreticiliğinin gelişmemesinin başlıca nedenidir. Köyde baraj ve gölde bulunmamaktadır.
2.3.Bitki Örtüsü
Karasal iklimin hakim olduğu bölgenin bitki örtüsü bozkırdır. Ormanlık alan hiç yoktur. Arazi tamamen çıplaktır. Köyde kavak, söğüt ve çeşitli meyve ağaçları yetişmektedir. Araziye hâkim olan bitki çeşitleri ise şunlardır; keven, deve dikeni, yalanğı, diken çeşitleri, yabani yoncalar(kaba yonca), kekik, madımak, yemlik, sütleğen, efelik, kuzukulağı( kuzuğlak), ebem kömeci, ısırgan otu, ışgın, kangal, suvanak, kumacık ve mayasır otudur. Bu bitkiler arasında ışgın ve kangal yenilmektedir. Ayrıca kangal hayvanlara yem olarak da verilmektedir. Bunun yanı sıra keven yakacak olarak, 20-30 yıl öncesine kadarda hayvanlara yem olarak da verilmiştir. Erozyonu önlemede çok faydalı bir bitkidir.
Serinyayla köyünün dağlarında rengarenk ve eşsiz güzellikte birçok çiçek çeşidi bulunmaktadır. Bazıları şunlardır; lale, çiğdem, sümbül, navruz, karçiçeği(kardelen), sarıçiçek, çayır çiçeği, çorba çiçeği, koyungözü(papatya) ve gelincik.
|
![]() |
Işgın. Karçiçeği.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
Çeşitli bitkiler ve çiçekler.
Taş armudu(çördük)
2.4.Yaban Hayatı
Bölge ormanlık olmamasına karşın bir çok yaban hayvanını barındırmaktadır. Bunlar: kuşlardan; şahin, kartal(hel), atmaca, karga, kırlangıç, serçe, sığırcık, sülün, körkuş (üveyik), bıldırcın, keklik, çil keklik, angurt, ördek, leylek, akbaba, ağaçkakan, yarasa ve yabani güvercinler.
Sürüngenlerden; yılanlar, salyangoz ve kertenkeleler.
Diğer hayvanlar; kurt, domuz, tavşan, tilki, sansar, gelincik, gelangi, köstebek, kaplumbağa, porsuk, fare, kurbağadır.
Domuz sayısı son yıllarda artış göstermiştir. Tarım alanlarına önemli ölçüde zarar vermektedir. Kurt sayısının fazla olması ise çobanları ve sürülerini etkilemektedir.
2.5.İklim
İç Anadolu iklim özellikleri yaşanmaktadır. Karasal
iklim hakimdir. Yazlar çok sıcak ve kurak geçer. Gece ile
gündüz arasındaki sıcaklık farkı belirgin
olarak hissedilir. Kış oldukça uzun sürmektedir. Hava
sıcaklığı kışın
sıfırın altına düşmektedir.
Karlı kış günlerinden bir kare.
3.TARİHİ
Bu güne kadar köyümüzle ilgili herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırmalarım sonucunda köyümüzün tarihiyle ilgili bir takım bilgiler topladım. Bu bilgiler ışığında köyümüzle ilgili şunları söyleyebiliriz; öncelikle ilk çağlara ait buluntuların olduğunu bilmekteyiz. Köyün kuzeydoğusunda bulunan köy halkının kuşaklı diye adlandırdığı tepe de Türkiye yüzey araştırmaları projesi dâhilinde yapılan araştırmalar sonucu prof. Dr. A.tuba ökse ve kazı ekibi burada ilk tunç çağı, demir çağı ve roma dönemi çanak çömleklerine rastlanıldığını aktarmaktadır.[1] Bunun dışında Zafer KORMAZ dan da şunları öğreniyoruz.[2]
Daha sonraki dönemlere gelindiğinde ise pek bir bilgi bulunmamaktadır. Bunun sebepleri arasında kaynakların ve yapılmış çalışmaların azlığıdır. Ancak köydeki yaşlılarla yaptığımız sözlü tarih neticesinde şu bilgilere ulaşmaktayız. Köyün görmüş geçirmiş bir zatı olan Hüseyin Kutlu köyün tarihi hakkında ne bildiğini sorduğumuzda şunları söylemiştir; bende çok bir şey bilmiyorum ama Begdili den geldiklerini sürekli duyardım ama hangi tarihte geldiklerini bilmem demişti. Bu köy beş yüz yıllık var mıdır diye sorulduğunda da elbette vardır cevabını verdi.[3] Bilgilerine başvurduğumuz bir diğer değerli zat ise Hüseyin Özkandır o ise sorularıma şu cevabı vermiştir Begdili den gelmişlerdir. Ama Begdili kaç yerde varmış Divriğinin Begdili mi Hafikin mi bilmiyorum. Ama katillik etmişler üç kardeşlermiş kaçıp buraya gelmişler, burayı da kale tutmuşlar kendilerine dedi. Burası kaç yüz yıllık geçmişe sahip diye sorduğumuzda tam olarak bilmiyorum ama bu çevrede Gümüşdüğdün köyü ile burasından önce kurulan köy olmamış, köyümüz beş yüz altı yüz yıllık vardır. Şeklinde cevap vermişti.[4] Bunların dışında ise Hamza AKSÜT yazmış olduğu kitabında şunu söylemektedir. 16.yy kayıtlarında yer alan, iki Begdili köyünden biri olan günümüz Sivas- Şarkışla-beğdiğin köyü halkı alevidir.[5]
Yukarıda verilen bilgilerde Begdili karşımıza çıkmaktadır. Biraz da Begdili hakkında bilgi vermek konuya daha kalıcı çözümler getirecektir. Begdili bir oğuz boyudur. Oğuzların boz ok kolunun bir boyudur. Begdililer Kuzey-Suriyedeki Türkmenlerin Boz-Ok kolunu meydana getiren bir boydur ve XVI. Yüzyılda yazılan inşa kitaplarında bu boyun ismine de rastlanmıştır. Begdili boyu Kanuni devrinde Halep Türkmenlerinin arasında bulunan en büyük boyu teşkil etmektedir.[6] Yeni ildeki Begdili boyları ve obaları yazı burada geçirmekte ve kış geldiğinde ise kışlamak için Halep bölgesine inmekteydiler. Konargöçer bir yaşam tarzında yaşan bu boylar Osmanlı devletinin iskân politikası neticesinde yerleşik hayata geçmişlerdir.
Köyümüzün beğdilinden geldiğini gösteren bir diğer etken ise köyümüzün eski ismidir. Köyün eski ismi Beydiğindir ve Beydiğin Begdili ile özdeşleşmiştir. Bugün doğudan batıya Beydiğin ismine sıkça rastlarsınız ve bu köylerin hepside kendini Begdili'ne bağlı görür.
4.SOSYO-EKONOMİK YAPI
4.1.Nüfus
Köyümüzün bazı yıllara göre nüfus dağılımı
Yıllara
göre köy nüfus verileri
|
|
2007
|
214
|
2000
|
269
|
1997
|
369
|
4.2.Göç
Köy halkının büyük çoğunluğu Adana ve Mersine bir bölümü de Ankaraya göç etmiş ve burada yaşamaya başlamıştır. Çeşitli sosyo-ekonomik nedenlerden ötürü köy göç vermiş ve bunun önüne geçememiştir.
4.3.Eğitim ve Öğretim
1960lı
yıllarda Serinyayla (beydiğin) ilkokulu
açılmıştır. Köyde eğitim ilhan YANAR
döneminde zirveye ulaşmıştır. Bu gün köyümüzün
memur, öğretmen, mühendis vs. gibi mevki ve makam sahibi
insanları onun çalışmalarıyla ve gayretleriyle
bu mevki ve makamlara gelmiştir.
Son yıllarda köyde üniversite kazanan kişi sayısı azalmaktadır. Genel anlamda bir değerlendirme yapacak olursa köy halkı eğitim ve öğretime büyük önem vermiştir. Üniversite ve yüksek okul vs. bitirenlerin sayısı oldukça fazladır. Bunlardan öğrendiklerimizi sıralamaya çalıştık. Ama ismini yazamadığımız daha bir çok kişi bulunmakta buradan da onların kusurumuza bakmamalarını temenni ediyoruz. İşte tespit edebildiklerimiz;
Üniversite ve Yüksek Okul Mezunları:
Ahmet KOÇYİĞİT-
Bayram ÇEVİK-Ziraat/ Süleyman Demirel Üniversitesi öğretim üyesi.
Betül SÜNGÜ-Tekstil.
Buket YANGIN-Biyoloji bölümü.
Burçin YANGIN-Tapu kadastro.
Bülent YANIK-Biyoloji bölümü
Ceyhun POLAT-Kamu yönetimi
Çiğdem UZEL-Muhasebe öğretmenliği
Durmuş BİRCAN-Sınıf öğretmeni
Dursun SÜNGÜ-Biyoloji öğretmeni.
Ebru SÜNGÜ-Tapu kadastro.
Erdoğan YANIK-Sınıf öğretmeni
Fadime YANGIN-Hemşire.
Gül BAL-Zihinsel engelliler öğretmeni.
Gül SÜNGÜ-Tekstil.
Hacı BAL-
Hakan BAL-COĞRAFYA BÖL.
Hamza GÜDEMEK-Ziraat mühendisi
Hasan ATALAY-
Hasan KESKİN-Sınıf öğretmeni
Hasan YANIK-Sınıf öğretmeni
Hüseyin YANIK-Sınıf öğretmeni
Hüseyin YURDAKUL-Edebiyat bölümü
İhsan DOĞAN-Sınıf öğretmeni
İnan KESKİN-Jeoloji müh/cumhuriyet üni. Araştırma görevlisi.
İsmail ÖZER-Kimya böl.
Kaya KOÇYİĞİT-
Kuddusi ÇEVİK-Sınıf öğretmeni
Memduh ATALAY-
Muharrem SÜNGÜ-Kimya bölümü.
Mustafa ÇEVİK ve kızları var öğren.
Muzaffer ÖZER-Sınıf öğretmeni
Muzaffer SÜNGÜ-Jeodezi ve fotogrametri mühendisi.
Müslüm YANGIN-Sınıf öğretmeni
Orhan ÖZTOPRAK-Sınıf öğretmeni.
Savaş KARAKUŞ-Doktor
Selçuk BAL-Sosyal bilgiler öğretmeni
Sema SÜNGÜ- Anaokulu öğretmeni.
Semiha YANGIN-Hemşire.
Sezer YANIK-Yerel yönetimler
Sinan YANIK-Sınıf öğretmeni.
Tuncay SÜNGÜ-Sınıf öğretmeni.
Turgut YURDAKUL- Sınıf öğretmeni.
Ümmühan SÜNGÜ-İngilizce öğretmeni.
Yener KESKİN-Süt ve süt ürünleri böl.
Yeşim SÜNGÜ-Pazarlama.
Yusuf YANGIN-Coğrafya bölümü
Asker, Polis ve Memurlarımız:
Ali SÜNGÜ-Polis memuru(emekli)
Ali YANGIN-Uzman çavuş
Ayhan GÜDEMEK-Polis memuru
Fadime YANIK-Astsubay
Halil TAŞTAN-Uzman çavuş
Haydar YANIK-Memur
İsmet SÜNGÜ-Mutemet(emekli)
Metin ATALAY-Polis memuru
Mevlüt ÇEVİK-Polis memuru
Muharrem YURDAKUL-Uzman çavuş
Süleyman GÜRLEVİK-Uzman çavuş
Mayıs 2009 İtibariyle Yüksek Okul ve Fakültede Okuyanlar:
Alev POLAT-İngilizce böl.
Burak SÜNGÜ-Tarih bölümü
Emel POLAT-Tapu Kadastro
Güllü POLAT-İktisat
Hüseyin ŞİMŞEK-Resim öğretmenliği
İnan YANIK-Bilgi belge yönetimi
Kemal BAL-Sosyoloji böl
Mesut ÖZTÜRK-Muhasebe
Necla YANIK-Ebelik
Nevin SÜNGÜ-İşletme
Ozan SÜNGÜ-Sınıf öğretmenliği
Sultan DOĞAN-Seracılık
5.SERİNYAYLA MUHTARLIĞI
Muhtarlarımız
2009-2015 Aslan ATALAY
2004-2009 - Hüseyin YANIK
1999-2004 - Hüseyin YANIK
1994-1999 - Etem YANGIN
1989-1994 - Etem YANGIN
1984-1989 - Etem YANGIN
1979-1984 - Duran ÖZER
6.KAMU MALLARI
Köyümüzün kamu malları çok olmasa da eskiden kalma bir adet seten ve birkaç çeşmedir. Ne yazık ki köyümüzde geçmişten kalan han, hamam gibi eserler bulunmamaktadır.
Yukarı pınar. Aşağı mahallede ki Seten.
7.TARIM ve HAYVANCILIK
7.1.Tarım
Köyün geçim kaynakları arasında birinci sırada tarım gelmektedir. Arazinin engebeli olmasına karşın ekilebilir arazi oldukça fazladır. Serinyaylada da makineli tarım yapılmaktadır. Arazinin büyük bir kısmı makineli tarıma elverişlidir. Ama bazı sebeplerden dolayı insan gücüne de ihtiyaç duyulmaktadır. Şu anda köyde kağnı veya at arabası kullanılmamaktadır. Köyde sulanabilen arazi çok azdır bu yüzden sulu tarım yapılmamaktadır. Bu alanda da bu güne kadar hiç bir çalışma yapılmamıştır.
Başlıca tarım ürünleri arpa, buğday, çavdar ve yulaftır. Bunların yanında azda olsa yonca ve görüngedir. Bu ürünlerin içerisinde en çok verim arpada sağlanmaktadır.
Sulanabilir arazi olmadığından sebze ve meyve üreticiliği yoktur. Fakat bazı köylüler kendi imkanları doğrultusunda küçük çapta sebze ve meyve üretmektedir.( ör: kemal şahin) Bunun dışında doğada alıç, kuşburnu, karamık ve dendene, taş armutu veya çördük yetişmektedir.
7.2.Hayvancılık
Tarımdan sonra hayvancılık önemli bir geçim kaynağını oluşturmaktadır. Hayvancılık öteden beri süregelmiştir küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar hayvancılığın temelini oluşturmaktadır. Büyükbaş hayvancılıkta son yıllarda yerli ırk terk edilmiş daha fazla getirisi olan ırklar seçilmiştir. Küçükbaş hayvancılıkta kangal cinsi koyundan hiç vazgeçilmemiştir. Bunların dışında kümes hayvanları da bulunmaktadır. Arıcılık ve balıkçılık yapılmamaktadır. Özellikle son yıllarda küçükbaş hayvan besiciliği artmıştır.
Hali hazırda hayvancılıktan ve özelliklede küçükbaş hayvancılıktan bahsetmişken s.s. Serinyayla kalkınma kooperatifine değinmek yerinde olacaktır. Kooperatif 50 üyesine 25 adet koyun almış ve 2005 yılında köyde küçükbaş hayvancılığı yeniden canlandırmıştı. Kooperatifin kurucusu ve ilk başkanı olan Memiş BAL bu konuda köy halkına oldukça yaralı olmuştu. Fakat 2009 yılına gelindiğinde üyelerden birçoğu hayvancılığın önemini yitirmesi nedeniyle olumsuz etkilenmiş aldıkları koyunların borcunu ödeyemez duruma gelmiş hatta ellerindeki koyunları da değerlendirememişlerdir.
8.TİCARET
Serinyayla köyü ticaret denildiğinde iki şey akla gelir tarım ve hayvancılık. Bunlarda son zamanlarda önemini yitirmeye başlamıştır. Özellikle de hayvancılıkta bu kötü gidişatı görmekteyiz. Her ne kadar son yıllarda bu sektörü canlandırma çalışmaları yapıldıysa da pek başarılı olamamıştır. Pek çok kimse kendi ihtiyacını karşılamak masadıyla hayvancılık yapmaktadır ve bununda herhangi bir ticari geliri yoktur.
Tarım sektörü hayvancılığa göre daha iyi durumdadır. Nitekim son yıllarda mazot ve gübre fiyatlarındaki artış bu sektörü etkilese de arpa ve buğday satışları tarıma dayalı ticaretin devamlılığını sağlamaktadır.
Dışarıya satılan ürünler canlı hayvan, arpa ve buğdaydır. Dışarıdan ise bir çok ihtiyaç karşılanmaktadır.
9.ULAŞIM
Köyümüz Sivasa 88, ilçemiz olan Altınyaylaya 9, eski ilçemiz Şarkışlaya ise 42 km dir. Köye ulaşmak için şu güzergahlar kullanılmaktadır:
I. Sivastan; Hanlı köyü, Güney köyü, Çongar köyü ve Serinyayla.
II. Sivastan; Ulaş, Kurtlukaya köyü, Boğazdere köyü, Gazimağara köyü, Deliilyas belediyesi, Yassıpınar köyü ve Serinyayla.
III. Şarkışladan; Hanlı köyü, Güney Köyü, Çongar köyü ve Serinyayla.
IV. Şarkışladan; Arap dede (radar), Kale belediyesi, Doğupınar(şahlı) köyü, Yassıpınar köyü ve Serinyayla.
V. Şarkışladan; Arap dede (radar), Kale belediyesi, Doğupınar(şahlı), Altınyayla ilçesi, Yassıpınar köyü ve Serinyayla.
Köyde ulaşım küçük minibüslerle yapılmaktadır. Köyde şu anda iki tane köy arabası bulunmaktadır.
Şarkışlaya genellikle Cumartesi ve Pazartesi günleri kesin olarak arabalar çalışmaktadır. Altınyaylaya ise her Çarşamba günü kesinlikle köy arabaları çalışır. Eğer Sivasa gitmek isterseniz o zaman Doğupınar(şahlı) köyünün arabasını beklemekten başka çareniz yoktur. Eğer bir yere gidecekseniz erkenden kalkmalısınız ki köy arabasını kaçırmayın. Genellikle saat 7:00 araçlar yola çıkmaktadır ve dönüş saatleri ise hiç belli olmaz.
10.KÖYÜMÜZÜN ALT YAPI BİLGİLERİ
Köyümüzde ilkokul ve sağlık ocağı bulunmaktadır. Ancak ilkokul faaliyetteyken sağlık ocağı kullanılmamaktadır. Bunun yanı sıra köyün hem su şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Elektrik ve sabit telefon hattı mevcuttur. İnternet hattı yoktur.
11.BAZI ESNAFLAR
Toplu Taşıma Yapanlar
Köyde ilk toplu taşımayı Mustafa BAL başlatmış ve daha sonra sırasıyla İbrahim DOĞAN, Ethem YANGIN, Bektaş POLAT, Halil ÖZER, Kemal SÜNGÜ, Hasan DOĞAN ve Aslan ATALAY devam ettirmiştir. 2009 itibariyle halen Kemal SÜNGÜ ve Aslan ATALAY toplu taşıma işini devam ettirmektedirler.
Nakliyeciler
Kamyonla nakliye yakın tarihe kadar köyde kamyon olmaması nedeniyle bu ihtiyaç dışarıdan karşılanmaktaydı. Köy kooperatifi 2005 yılında üyelerine ve köy halkına hizmet için kamyon almış ve köyün bu sıkıntısını çözmüştür. Şu anda bu işi Memiş BAL, Duran YANGIN, Bayram SAYGIN ve Ercüment YILMAZ yapmaktadır.
Taksiciler
Bu işi şu anda Muharrem ESEN yapmaktadır.
Bakkallar
Bakkallıkta ilk olanlar İbrahim taştan, İsmail süngü ve saygın ailesidir. Köyümüzde son zamanlarda bu işle uğraşanlar ise; Çavuş (memiş) Bal, Bayram Saygın ve Mehmet Koçtur.
Önceleri kahvehane işletenler ise; İbrahim Kılıç ve Duran Polattır. Şu anda bu işi Çavuş Bal ve Ümmet Öztürk yapmaktadır.
12.SERİNYAYLA KÖYÜNÜN BAZI SIKINTILARI
Köyümüzün en önemli sorunu su kaynaklarının yetersizliği ve su sıkıntısı çekmesidir. Köy halkı bu durumdan oldukça rahatsızlık duymakta ve mağdur olmaktadır. Köyümüzün su kaynakları davullu, sarı pınar ve Sarıkaya mevkilerindeki kaynaklardır. Buradan çekilen su hattı sayesinde köyün su deposunda ulaşmakta ve evlere dağılmaktadır. Ancak son beş yılık dönemde su kaynakları kurumaya ve yetersiz gelmeye başlamıştır. Bunların yanı sıra köyün su şebekesinde de bazı problemler vardır. Örneğin köyün yukarı kısımlarına yaz aylarında köy nüfusunun kalabalıklaştığı dönemlerde su çıkmamaktadır.
Muhtar Hüseyin YANIKIN ilk muhtarlık döneminde köy içinde uygun bir yerde sondaj çalışması yapılmış, buradan su deposuna boru hattı da döşenmiştir. Fakat bu proje bazı sebeplerden dolayı uygulamaya konulamadı. Bunların yanı sıra birde şebeke suyu ile bostan ve bahçe sulayan köylülerimizin de bulunması su sıkıntısını hat safhaya ulaştırmıştır.
Patlayan su şebekesinden bir kesit.
Köyümüzün bir diğer sorunu da köyün başına 25-30 yıl önce bela olan taş ocağıdır. Özellikle son on yıldır taş ocağının verdiği zararlar artmıştır. Köyümüze hiçbir katkı sağlamamış kurulduğu günden bu güne kadar sadece mevcut muhtarlıklara yarar sağlamış olan taş ocağı köyümüze şu zararları vermektedir;
· Köyümüzün yolları sürekli ağır tonajlı kamyonlardan dolayı bozulmaktadır.
· Daha önceleri kamyonların köy içinden geçmesi oldukça tehlikeli bir durum yaratmaktaydı.
· Taş ocağında sulu kırım yapılmadığı için olanca toz köyün üstüne çökmekte bu da son yıllarda kanserli ölümlerin artmasına sebep olmaktadır.
· Şiddetli patlamalardan evler ve ahırlar zarar görmektedir.
· Taş ocağının bulunduğu bölgedeki arazi toz nedeniyle hızla taşlaşmaktadır.
· Yine yollardan ve taş ocağından çıkan toz ekili arazilerin de çoraklaşmasına ve verimin azalmasına yol açmaktadır.
Bunların dışında taş ocağı köyün hemen yanı başındadır ve çalışmaya devam etmektedir.
Taşocağından çıkan toz.
13.FOLKLOR
13.1.Ortak Halk Edebiyatı
13.1.1.Ağıtlar
Ağıtlar(demeler) kültürümüzde önemli bir yer tutar. Gerek ölümlerde gerek düğünlerde hayatın her anında her yerde bir ağıt yakılır. Bunlardan derleyebildiklerimi sunmaya çalışacağım.
Genç yaşta ölümün pençesine düşenler insanları oldukça üzmüştür. Yine burada genç yaşta üç çocuğunu ardında bırakarak hayata gözlerini kapatan Yosma SÜNGÜye yakılan ağıtlar:
Yosma güzellerin hası
Akrabası tutar yası
Ağlıyor Döndü anası
Neyleyim Allahın emri
Babasının adı Veli
Duyunca olurmu deli
Kırıldı Alinin beli
Neyleyim Allahın emri
Yalan şu dünya yalan
Gelini genç iken alan
Uşakları eder figan
Neyleyim Allahın emri
Hava bulanık, yağıyor
Yavrular boynun eğiyor
Anası dizin dövüyor
Neyleyim Allahın emri
Hava güz ekin ekildi
Komşular size döküldü
Ebeyin beli büküldü
Neylim Allahın emri
Öyle komşular öyle
Allahın taktiri böyle
Genç iken ölen dayına
Bizden taraf selam söyle
Sana diyom Döndü bacı
Ciğer acı pek acı
Yeter gayrı dayısı Hacı
Neyleyim Allahın emri
Kapının önü dere
Doktorlar bulmamış çare
Yosmanın kaderi böyle
Neyleyim Allahın emri
Yeğeninin ölümü üzerine Hacı Mahmut ESEN bu ağıtı yakmıştır.
13.1.2.Yerel Ağız
A
Agartı: Süt ve süt ürünlerine verilen ad.
Ahır: Büyük baş hayvanların kaldığı yer.
Ağıl: Küçükbaş hayvanların kaldığı yer.
Ağız: İnek ve koyunun doğumdan sonra sağılan sütün pişirilmesiyle yapılan içecek.
Ahpın: Hayvan gübresi.
Alaca: Siyah beyaz karışımı renk, bahçe ve ev kapılarının önüne konulan ağaç parmaklı kapı.
Angurt: Ördek büyüklüğünde bir kuş.
Arık: Zayıf, çelimsiz manasında.
Asılmak: İple intihar etmek (ip atar asılırım)
B
Bel: İki dağ arasındaki geçit, tarım aleti.
Belertme: Gözlerini açarak bakma ( gözlerini ne belertiyon)
Bıldır: Geçen yıl (bıldır bu zamanlar)
Bibi: Hala
Boçca: Hayvanlarda bakar kör.
Boz ağzı: Nadasa bırakılmış tarla.
Börtlemek: Yiyeceklerin suda haşlanması.
Buymak: Üşümek.
Büğelek tutmak: Büğelek denilen sineğin hayvanları ısırmasıyla hayvanların canının yanmasıyla koşmaya başlaması.
Bürük: Şal benzeri bir giysi
Bidek: Küçükbaş hayvan dışkısı
C
Canaşı: Ölümden merhum için köye verilen yemek.
Cazı: fesat
Cec: Harmana serilen ve yığılan buğday ve arpaya verilen ad.
Cerge: Ot vb. şeyler taşımak için römork üzerine konulan ağaçtan yapılmış düzenek.
Cerek: Uzun ve fazla kalın olmayan ağaç parçası.
Cılga: İnce yol, patika.
Cırcır: Fermuar.
Cılk olmak: Bozulmak, orijinalini yitirmek. 2. Bir işin sulanması, uzaması.
Cırlamak: Bir işten vazgeçmek, dönmek.
Ç
Çakıldak: Hayvanların kuyruk kıllarına yapışan serleşmiş dışkıya verilen ad.
Çalkama: Ayran ( normalinden biraz sulu)
Çantı: Tavan
Çav: Erkek hayvanların cinsel organı.
Çebiş: Bir yaşını geçmiş dişi keçi.
Çenilemek: Köpeklerin acıyla ses çıkarttığı ses.
Çibik çalmak: Alkışlamak.
Çağşir: Öküz vb. büyük baş hayvanların yediği bir çeşit ot.
Çor: Çok tuzlu, 2. Dert, hastalık.
Çinik: Bir ölçeğin 8 de 1 ine denir.
Çeten: Saman vb. şeyleri taşımak için kullanılan tahtadan yapılan düzenek.
Çipri: Küçük, ince çalı ve ağaç parçaları.
Çellemek: Hayvanların mındar olarak ölmesi.
Çönük: Kötü, bir işe yaramaz anlamında.
Çoştar: Yalaka, yağcı kişilere denir.
Çul: Yere serilen bir takım bezlere verilen ad.
D
Dadanmak: Vazgeçemeyecek şekilde alışmak.
Danışıkçı: Düğün sahibinin tüm köyü yapacağı düğünden haberdar etmesi ve onay alması için yapılan toplantıya denir.
Dağermi: Her tarafı eşit olan.
Depik: Tekme.
Deşirmek: Toplamak.
Deşirici: Köy köy gezerek un, bulgur vb. gereksinimlerini toplayan fakir kişilere denir.
Dikme: Kavak ve söğüt ağacına ilk dikildiği sıralar verilen ad.
Dulda: Soğuk olmayan yer.
Düğe: Bir yaşında ki yavrusuz inek.
Deze: Teyze.
E
Ecik: Az, çok az.
Emmi: Amca.
Ekti: Anasız kuzu ve oğlak.
Ekin ağzı: Ekime hazır tarla.
Elcek: Tırpanda sapın yanında bulunan tutulan ağaç parçası.
Enemek: Hayvanların kısırlaştırılması, başka hayvanlarla karışmaması için kulaklarının ucundan hafif şekilde kesilmesi.
Ebe: Babaanne ve anneanne ye denir.
Emme: Ama.
F
Fak: Tuzak , kafes.
Fışkı: At ve eşek dışkısı.
Fistan: Etek ,elbise.
Fes: Kadınların başına taktıkları bir çeşit pullu fes.
G
Gada: Dert, tasa (gadasını aldığım)
Gapı: Kapı.
Garez: Kin, nefret.
Garış vermek: Beddua etmek.
Gazel: Dökülmüş ve kurumuş ağaç yaprağı.
Geçe: Karşı, öteki taraf (sizin ev karşı geçe de mi)
Gelin çıkartmak: Gelinin baba evinden düğün alayınca tüm köy halkıyla çıkarılması.
Gelangi: Gelincik.
Gıdım gıdım: Azar azar.
Gıran girmek: Hastalık girmesi( köküne gıran girsin)
Gırtıl: Pürüz.
Gızan: Köpeklerin çiftleşme zamanı.
Gidik: Keçi yavrusuna denir.
Goya: Güya anlamında.
Gödek: Kısa, kısa boylu.
Görpe: Genelde yeni doğmuş kuzu ve oğlaklara denir.
Göz- Göze: Doğal kaynak suyunun çıktığı yer.
Guzlamak: Koyunların yavru yapması.
Gürk: Kuluçkaya yatırılan tavuk ve hindiye verilen ad.
Gürneş tutmak: Koyunların ve kuzuların güneşten korunmak için birbirlerine sokulması, hareket etmemeleri.
Güz: Sonbahar mevsimi.
Göbelek: Mantara denir.
H
Habire: Sürekli, devamlı.
Hacat: Her türlü alet ve edevata verilen ortak ad.
Hakına: Sığırların tam zamanın da çiftleşmesi durumda denir.
Hak dökmek: Çobanların ücretlerinin mal sahiplerince kararlaştırılması.
Hark: Su yolu, ark.
Haylamak: Çağırmak, seslenmek.
Herif: Erkekler için kullanılan bir tabir.
Herk etmek: Tarlaların sürülmesi.
Herslenmek: Sinirlenmek, kızmak, azarlamak.
Helik: Taş duvar örülürken büyük taşların altlarına ve aralarına konulan küçük taşlar.
Hemi: Tamam mı , öyle olsun mu (bunu böyle yapalım mı hemi ne dersin)
Him : Temel, ev temeli.
I-İ
Iraslamak-ırasgelmek: Ratlamak, karşı gelmek.
Işgın: Yenile bilen bir çeşit dikenli bitki, bahar ayının sonuna doğru çıkar.
İşlik: Gömlek.
İşmar: İşaret etmek.
İt dirseği: Gözden çıkan sivilce, arpacık.
K
Katık: Ayran, yoğurt.
Kertik: Çentik
Kerik: Eşek yavrusu, sıpa.
Keşik: Sırayla, sıra.
Kındıra: Bataklık ve sulak yerde yetişen bitki.
Könez: Yaşlı köpek.
Köremez: Dağda çobanların keçi sütünü pişirip içine ekmek doğrayarak yaptıkları yiyecek.
Köstü: Köstebek.
Körkuş: Baykuş.
Kunnama: Hayvanların doğum yapması.
Künde künde: Hergün hergün.
M
Made: Mide.
Madesi almamak: İştahsızlık.
Malamat: Rezil olmak, yapılan işten utanmak ( elin içinde malamat olduk)
Mayıs: Hayvanların altında biriken gübre ve onun kukusu.
Mare: Hayvanlarda yaş.
Makir: İnsanlara çeşitli hayvanların kılığına girerek musallat olduğuna inanılan canlı.
Mucur: Uruplağın dörtte birine denir.
Mudara: Zar zor kıt kanaat yapılan iş.
Madırap: Duvarın toprakla birleştiği yer.
N
Nevruz(navruz): Bahar başlangıcı biten çiçek.
Neft: Bir çeşit yakacak.
Nefte: Mezarda ölünün konulması için oyulan yer.
O-Ö
Ovağıt: O vakit.
Orta baca: Toprak damlarda aydınlatma ve havalandırma amacıyla açık bırakılan yer.
Öğürsemek: Büyükbaş hayvanların(dişi) çiftleşme arzusuna verilen ad.
Öyün: Yemek.
P
Partal atmak: Bir şeyi abartarak söylemek, sıkmak, kesmek.
Pırtı: Bez, kumaş.
Pinnik: Kümes.
Pürçüklü: Havuç.
Püren: Bir çeşit ot.
Pernek: Bir sürüyü oluşturan hayvan sahiplerinin tamamına verilen ad.
Pöçükcü: Çobanın yardımcısı.
Pöç: Kalça, uyluk.
Pelezimek: Yorulmak, nefesi kesilmek.
Palazlanmak: Büyümek, gelişmek.
S-Ş
Sehen: Yemek kabı.
Seğirtmek: Koşmak.
Sıracalı: Yaramaz, laftan sözden anlamayan kişilere denir.
Soharıç: Çorbaların ve yemeklerin üzerine dükülmek üzere hazırlanan sos, karışım.
Seten: Buğdayın kabuğundan ayrılması için taştan oyulmuş yine buğdayı ezmek için taştan yapılmış silindir şeklindeki bir nevi değirmen düzeneği.
Serpenek: Evlerin damındaki çıkıntı.
Soyha: Kötü, olumsuz manasında kullanılır.
Sohu: Buğdayı yarma (dövme) yapmak için içi oyulmuş taş.
Siftimek: Birbirinden ayırmak.
Şişek: İki yaşındaki koyun.
Şibap: Kibar, hoş.
Şinnimek: Şımarmak.
T
Temek: Pencere.
Toklu: Bir iki yaşındaki koyun.
Tosbağa: Kaplumbağa.
Tökesimek: Ayağın takılması sonucu düşme durumu.
Töre: Düğünde verilen hediye.
Tünek: Tavukların üzerine çıktığı yer.
Tump: İki tarla arasındaki sınır.
U-Ü
Uruplağ: Yirmi ve on altı kilo arasındaki ağırlık.
Uğralı: Yufka ekmeğin yanan ve işe yarmayan kısmına denir.
V-Y-Z
Yarep: Düz olmayan engebeli arazi.
Yağırnı: Vücudun sırt kısmı.
Yaşar: İki yaşındaki inek.
Yazı: Etrafı açık düz arazi.
Yoz: Diğerlerinden ayrı yayılan ve bakılan koyunlar.
Yülemek: Bilemek anlamında kullanılır.
Zahmarı: zemheri ayı
13.1.3.Atasözleri ve Deyimler
Acı acıyı, su sancıyı bastırır.
Ağanın malı, azabın canı gider.
Ağır otur ki batman gelesin.
Ağustosta yatanı zemheride büğelek tutar.
Akılsız baştan sefil taban ne çeker.
Anasına bak kızını al.
Anası ne ki kızı ne ola.
Aşağı mahalle şen misin, yukarı mahalle ken misin?
At ahırdan çıkar.
Ayıp buradan aşağıda.
Bal tutan parmağını yalar.
Bal bal demeyle bal olmaz.
Bir ağaçtan hem okluk, hem bokluk çıkar.
Bir at kırk yıl kişnemez.
Bir at bir kamçıyla sürülmez.
Büyük başın büyük derdi olur.
Can çıkar huy çıkmaz.
Davulun sesi uzaktan hoş gelir.
Demir tavında gerek.
Derdi çeken bilir.
Düğün ve ölümün küsülüsü olmaz.
El atına binen köy ortasında iner.
Elden gelen öğün olmaz.
El eli yur(yıkar) elde geri yüzü yur.
Elden utanmak.
Elin içinden seçilme.
Ele benzemedik.
El adamı kınar.
El adamı taşlar.
Elinen gelen düğüm bayram.
Emanetin bağrı yufa(ince manasında) olur.
Eniğiken kulağını mı kestim.
Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır.
Eşeğe binmek bir ayıp, inmek iki ayıp.
Eşek su içer ıslık gönlün yaylası.
Eşeği dövmeyen palanını döver.
Eşek iki kez çamura çökmez.
Eşek hoşaftan ne anlar suyunu içer denesi kor.
Eşeğin yemediği ot başını ağrıtır.
Even it gözsüz enik enikler.
Geçen gün unutulur.
Gönül umduğuna küser.
Gülme komşuna gelir başına.
Hazıra dağ dayanmaz.
Haydan gelen huya gider.
Her at sahibine göre kişner.
Her iş olacağına varır, ahmak boşa çabalar.
Isıracak köpek dişini göstermez.
İt asmayınca ölmez.
İti ürdürmeden çeneyi(köşeyi) dolaş.
İtin ayağını taştan mı esirgiyon.
İtinen çuvala girilmez.
İt ite buyurdu, it de geri kuyruğuna buyurdu.
İt iti ısırmaz.
İt sı teker geçmiş.
İtin gölü göğ dereye sende sür o dereye.
İyi adam lafının üstüne gelir.
Kapını kayım tut komşunu hırsız tutma.
Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsi bozuk olan cinsine çeker.
Kelin ilacı olsa başına sürer.
Kel ölünce sırma saçlı, kör ölünce badem gözlü olur.
Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz.
Kimse ayranım ekşi demez.
Körün taşı.
Kurttan kuzu doğmaz.
Kurt ulusundan gördüğünü işler.
Meyve veren ağaç taşlanır.
Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.
Naçarı tükenmek.
Otu çeker köküne bakarlar.
Öküz olmadan köpe sı ..(pisliyorsun)
Pişmiş aşa su katılmaz.
Sarımsak içli dışlı soğanda yalnız başlı.
Sinek pis değil, mide bulandırır.
Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş.
Tırnağın varsa başını kaşı.
Yavuz itin yarsı eksik olmaz.
Yazın yazın ayransız, kışın kışın yorgansız Allah kimseyi etmesin el içinde oğlansız.
Yılanın sevmediği ot burnunun deliğinde biter.
13.1.4.Dualar
Allah, birini bin etsin.
Allah, ne muradın varsa versin.
Allah, ayağına taş değmesin.
Allah, seni çoluğuna çocuğuna bağışlasın.
Allah, güle güle yemek nasip etsin.
Allah, tekerine taş değmesin.
Allah, ömründen ala ömrüne vere.
Allah, emek zaylığı vermesin.
Ali gardaşın, Hızır yoldaşın ola.
Berhudar ol.
Büyük adam olasın.
Eline ayağına sağlık.
Ellerin dert görmesin.
Geçmişlerinizin canına değsin.
Kesene bereket.
Ömrün uzun ola.
Su gibi aziz ol.
Toprak diye avuçladığın altın olsun.
13.1.5.Beddualar(Karışlar)
Adı batasıca.
Ağız tadıyla yiyemeyesin.
Ağzından burnundan fitil fitil gelsin.
Allahtan bulasın.
Allah, çalınasın ne deyim.
Arabaların altında kalasın.
Bir yandan emdiğin irin, bir yandan emdiğin kan ola.
Boynu altında kalasıca.
Boyu devrilesice.
Ciğerin ağzından gele.
Çilin cücüğün yeryüzüne dağılmaya.
Çoluğundan çocuğundan çıksın.
Dert yapışasıca.
Elleri kırılasıca.
Gün görmeyesin.
İki gözün önüne aksın.
İki yakan bir araya gelmesin.
Kahrolasın.
Kan işeyesin.
Kara haberin gele.
Kayıplara karışasın.
Son gittiğin olsun.
Sürüm sürüm sürünesin.
Yetmiyesice.
Yere yapışasıca.
13.2.Halk Oyunları
13.2.1.Çocuk Oyunları
Çelik
En az iki kişiyle oynanır. 10 cm uzunluğunda uçları yontulmuş çelik ve sopayla oynanır.
Onluk, yirmilik, otuzluk, ellilik ve yüzlük şeklinde mesafeler belirlenir. Çelinen çeliği karşı taraf havada vurabilirse oyuncular yer değiştirir. Her oyuncunun üç kez çelme hakkı vardır. Oyuncular aldıkları sayı ölçüsünde çelme hakkı kazanırlar.
Ebe
Kalabalık oyuncu ile oynanır. Bir kişi ebe olur ve diğerlerini yakalayıp onları ebe yapmaya çalışır.
Köşe kapmaca
Küçük ve köşeli bir alanda beş kişiyle oynanır. Biri ortada bekler ve diğerlerinin yer değiştirmesi esnasında köşelere geçmeye çalışır.
Bıdık(beştaş)
Bilinen beştaş oyunudur.
Kır dana
Birkaç kişiyle oynanır. Belirli bir mesafeden karşıya dikilen değneği vurmak amaçlanır. Çok zevkli ve hareketli bir oyundur. Hayvan otlatan çocukların vazgeçilmez oyunudur.
Hoptik
Küçük kapak şeklindeki taşlar bir çember içerisinde üs üste dizilir. Gruplar bu taşları top yardımıyla devirmeye çalışır. Eğer kapakları deviren gruptaysanız diğer gruptakilerin kapakları tekrar dizmemesine engel olmalı ve topu kullanarak onları engellemelisiniz.
Köyümüzde bunlardan başka mendil kapmaca, bindirebil, sobe, körebe ve misket oyunları çokça oynanmaktadır.
13.2.2.Halaylar
Köyümüzde davul ve zurna ile oynan oyunlardan bazıları şunlardır: Sivas Ağırlaması, Hoşbilezik, Sarıkız, Narey, Madımak,Üçayak, Üçondört.
13.2.3.Köy Seyirlik Oyunları
Köyümüzde köy seyirlik oyunları genelde düğünlerde oynanır. Son dönemlerde bu oyunda sağdıç evinde oynanmaktadır. Bundan 20-30 yıl öncesinde düğünlerin vazgeçilmezi bir oyun varmış ki oda Deve Oyunudur. Bu oyunda dört kişi bir deve oluşturur ve şu sözleri söyleyerek çeşitli hareketler yaparlarmış.Devemin gözleri huma, birini aça birini yuma.
Bundan başka yukarıda bahsedildiği gibi düğünlerde sağdıç evinde oynanan oyunlar bulunmaktadır. Bunlardan bir kaçını aktaralım
Kabak oyunu: Altı, yedi kişiyle oynanır. Bu kişiler bir çember oluştururlar ve herkese numara verilir. 1, 2, 3 gibi içlerinden birisi başlar ektim biçtim üç(istenilen sayı söylenebilir ancak kişi sayısını geçemez) kabak der. Üç numaralı kişi ise buna şu cevabı verir niye üç kabak diğeri de tekrar şu şekilde karşılık verir ya kaç kabak bu seferde başka bir numara söylenir ve bu böylece devam eder. Ancak bu oyunu takip edemeyen ve oyuna ayak uyduramayanlar cezalandırılır.
Gardaş Oyunu: Bu oyun da çok kişiyle oynanır. Ancak bu oyunun oynanması için oyunu bilmeyen birinin de oyuncular içinde olması gerekir. Oyun şu şekilde oynanır, ikişer kişiden oluşan iki grup vardır birde her iki grupta da yer alan birisi vardır. Gruplar ayağa kalkar ilk olarak oyunu bilmeyen kişinin bulunduğu grup ön tarafa geçer ve arkalarına da diğer grup, fazladan olan kişi ise öndeki gruba ben sizdenim ama sizin arkanızda ne yaptıklarını görmek için yani bize yalan söylemesinler diye onların yanında gözlemci sıfatıyla duracağım der. Tabi ki durum böyle değildir.
Temel esas oyunu bilmeyen kişinin sürekli dayak yemesidir. O da şöyle olmaktadır arkadan birisi öndekilerin ensesine özelliklede bilmeyen kişiye vurmaktadır. Eğer kimin vurduğunu bilirse onlar arkaya geçecektir. Ancak kimin vurduğunu oyun bitene kadar bulamazlar çünkü arkada kendilerinden olan kişide onlara vurmaktadır. Ama öndekiler onun kendilerine vuramayacağını bildikleri için onun ismini söyleyememektedirler. İçinde kurnazlık bulunan ve ders çıkartılması gereken güzel bir oyundur.
Yüzük Oyunu: Ortamda bulunan çoğu kişi katılmaktadır. Oyunun esası şöyledir bir kişi avucunda ki yüzüğü birisinin eline bırakır ve biri de bunun kimin elinde olduğunu tahmin etmesiyle başlar. Ancak söylediği kişide yoksa kemerle eline vurulur(vuran kişinin insafına kalmışsınız demektir) yüzüğü bulan kişi yüzüğü alır ve yine birisin avucuna bırakır yine yüzük bulunana kadar herkes birinin ismini söyler.
Yaylım Ateş: Bu oyunu oynayacaksanız kendinize güvenmeniz gerekir. Oyun bir kişi tarafından yönetilir. Bir kişi ortaya yatar ve etrafındakilere de çeşitli isimler verilir( çavuş, nefer, sağdan nefer, soldan nefer, onbaşı, sağdan onbaşı, soldan onbaşı gibi) oyunu yöneten kişi kimin ismini söylerse o kişi hemen ortadaki kişin sırtına elindeki kemerle vurmak zorundadır. Eğer geç kalırsanız, oyunu yöneten kişi yaylım ateş dediğinde herkesle beraber sizde vurmazsanız ve don ateş dediğinde de vurursanız ortaya siz geçersiniz.
14.GELENEKLER
14.1.Evlenmeyle İlgili Adetler
Kız İsteme ve Söz Kesme
Kız istemeye ailenin büyükleri ve köyün sevilen insanları gider. Allahın emriyle kız istenir ve el öpüşülür. Bunu takiben tatlılar yenir ve şerbet içilir. Nişan günü tayin edilir.
Nişan
Önceden belirlenen tarihte nişan yapılır. Köyümüzde nişan düğün gibi olmasa da eğlenceli ve neşeli geçer. Bir gün sürmesine rağmen davul zurna eksik olmaz.
Nişanda yüzükler takılıp töreler verilir ve eğlence sona erer.
Düğün
Nişanlılık dönemini geçiren çiftler evlenmeye adım atarlar.
İlk olarak aile büyükleri arasında görüşmeler yapılır ve düğün tarihi kararlaştırılır. Düğün gününden önce düğün sahibi imam eşliğinde tüm köy halkının geçmişleri adına kuran okutur. Düğün gününden bir gün önce danışıkçı denilen kişi ev ev gezerek düğün sahibinin ismini zikrederek davet eder( ör: Ali amcanın danışığı vardır buyurun gelin). Bu işe danışık denir. Bunun amacı ise bu evlilik işinin köy halkınca da uygun görülüp görülmediğini anlamaktır. Gelenler hayırlı olsun der ve bu işin münasip olduğunu söyleyip giderler.
Bir gün sonra ise düğün sahibi bayrağı bacadan veya damdan yarım olarak çıkartır. Aynı gün düğün sahibi düğün için gerekli olan ihtiyaçları tamamlar. Köy kadınları ise düğün evinde toplanarak düğün ekmeği yaparlar. Yine bir gün sonra köy camisinden anons edilerek veya davetçi dolaştırılarak tüm köy halkı bayrak üstüne davet edilir. Köy halkı gelince damat ve sağdıçta davul zurna eşliğinde gelir ve imam duasını okur. Bundan sonra yarım olarak çıkarılan bayrak tam olarak çıkartılır veya asılır. Bu arada köy halkına çeşitli yiyecek içecek ve yemişler sunulur. Burada bulunanlar damat ve sağdıça harçlık verirler. Oğlan evinde başlayan bu eğlence 2-3 gün sürer. Dördüncü gün düğün kâhyalarının isimlerinin yazılı olduğu liste kız evine verilir ve herhangi bir isteklerinin olup olmadığı sorulur. Tabi tüm bunlar olurken kız ve erkek evinde gece geç saatlere kadar eğlenceler sürmektedir. Dördüncü gün kız evinde kına yakılır ve düğün kız evinde devam eder kına esnasında kızın erkek kardeşi oğlan tarafından kardeş yolu alır(para veya değerli eşya) ayrıca kınanın yandığı gün kızın çeyizi en ince ayrıntısına kadar not edilir buna çeyiz yazma denir. Son günün sabahında ise gelin almaya gidilir. Gelin olacak kız evinden çıkmadan erkek kardeşi kardeş kuşağı denilen kuşağı kızın beline bağlar. Gelin anasının ve babasının elini öperek evinden çıkar. Bu sırada mehter gelin indirme havasını çalar. Gelin arabaya biner (eskiden ata binermiş). Bu işe yenge binme denir. Gelin, damat ve sağdıçlarla birlikte isteyen kişiler araçlara binerek çevre köylere kadar giderler buralarda da halaylar çekilir ve daha sonra eve dönülür. Bu gezme sırasında çocuklar yol keser bir yandan da oğlan evindeki bayrağın üzerine dikilen soğanı düşürmeye çalışırlar ve damattan veya sağdıçtan para isterler. Tüm bunların yanında gelin gezdirilirken düğün sahibi de köy halkına düğün yemeği verir. Gelin artık yeni evine iner düğün kâhyaları da hediyelerini sunar. Akşamüzeri damat sağdıcın evinden meşaleler yakılarak gelinin bulunduğu yere götürülür damat gelinin yanına girerken sırtı yumruklanır.
Bunların dışında düğün devam ederken köyün gençleri damadı kaçırırlar ve gidilen yerde sağdıçtan istenilenlerle ve gençlerin de yardımıyla sabaha adar eğlenceler düzenlenir. Sağdıç damadı kaçıranların isteğini karşılamak mecburiyetinde olmakla beraber düğünde üzerine büyük görevler düşmektedir. Köyde ki genç kızlarda gündüz vakitlerinde gelin eşliğinde toplanılan bir evde türkülerle, oyun havlarıyla eğlence yapmaktadırlar.
Yukarıda düğün kâhyası diye bahsettiğim kavram ise tam olarak şudur. Düğünde maddi ve manevi destek verme çeşitli konularda düğün sahibine yardım etmek amacıyla meydana gelen bir yardımlaşma geleneğidir. Bunun dışında birde düğün reisi ve şerbetçide vardır ki birincisi düğün kâhyalarından daha ayrıntılı olarak düğün işleriyle ilgilenir ve yardım eder. Şerbetçi ise düğünde gelenlere ve misafirlere şerbet ve çeşitli meşrubatlar dağıtmakla görevlidir.
Düğün kâhyalarını diğerlerinden ayırmak için kolluk denilen kumaş parçaları verilir. Önceleri bu kollukları kaybedenlere eşeğe ters binme, boyunlarına tezek bağlama, tekneye yatırma, yüzlerine un serpme gibi cezalar uygulanırmış.
Dikkat çeken bir diğer şey ise düğün kâhyalarının kapılarında mehter tarafından üç vakit nevbet(nöbet) çaldırılmasıdır.
Davul ve zurna ile yapılan köy düğünü.
Gelin gezdirme adeti(yenge binme)
14.2.Ölümle İlgili Adetler
Köyümüzde ölümle düğünün küskünlüğü olmaz derler. Bu yüzden düğüde olduğu gibi ölümde de tüm köy birlik olur. Köyde vefat edenlerin başında eş dost ve akrabaları birikir sabah namazından sonra verilen salada ölüm haberi tüm köy halkına bildirilir. Vefat eden kişinin çocukları veya akrabalarının da gelmesiyle imam tarafından yıkanır ve sevdiklerinin veya arzu ettiği kişiler tarafından kefenlendikten sonra sanacaya sarılır ve cemaat tarafından namazı kılınır. Sevdikleri gözüne toprak koyarlar ve mezarda nefte denilen yere yerleştirilir ve üzeri tahta veya briketle kapatıldıktan sonra üzerine toprak atılır ve ilk suyu dökülür dualar okunarak defin işlemi de gerçekleştirilir.
Defin işleminden sonra sırasıyla şu adetler yerine getirilir:
Kazma takırtısı; önceleri sadece mezar kazan kişilere cenaze sahipleri tarafından verilen yemeğe denilirdi. Şimdi ise kazma takırtısı defin işleminden bir iki gün sonra cenaze sahiplerinin tüm köy ve çevre köylerin halkına vermiş olduğu yemektir.
Kırk; bu da merhumun kırkı çıkınca tüm köy ve çevre köylere yakınları tarafından yemek verilmesidir.
Can; bu da merhumun ölümünün üzerinden birkaç yıl geçmesinden sonra verilen yemektir.
Mezar kaldırma işi ise yaklaşık bir yıl sonra yapılır. Bu beklemede ki amaç ise mezarın oturması toprağının yerleşmesidir.
15.YER-SU-EVLİYA KÜLTÜ
Anadoluya gelen Horasan erenleri bilindiği gibi Sivasta da faaliyet göstermiştir. Bu erenler Anadolunun inanç yönünden son derece salam temellere sahip olmasında son derece etkilidir. Bu erenler Sivasın diğer ilçe ve köylerinde faaliyet gösterdikleri gibi Serinyayla Köyünde de faaliyet göstermişlerdir. Bunlar Boz Dede ve Davullu Dededir.
Boz Dede: Boz Dede denilince Serinyayla köyünün yanı başındaki Boz Dede dağı akla gelmektedir. Oysa bu dağa yukarıda bahsettiğimiz erenlerden biri olan Boz Dede adını vermiştir. Serinyayla halkı yüzyıllardır sırtını Boz Dedeye dayamıştır. Köy halkı Boz Dedenin bu dağda(Boz Dede dağında) yattığına inanır. Her Perşembe günü çevredeki velilerin burada toplanacağına inanılır. Köy halkı burayı ziyaret eder ve koç ve koyun kurban eder.[7]
Davullu Dede: Davullu Dedede ululardan ve erenlerdendir. Yine Boz Dede gibi yattığı yere adını vermiştir. Serinyayla köyünün yakınlarında ki Davullu dağında yatmaktadır. Yattığı yer düz bir makam şeklindedir. Yine burada da herhangi bir mezar bulunmamaktadır. Davullu Dedeye köy halkı bundan on on beş yıl öncesine kadar topluca gider, burada büyük ve küçük baş hayvan kurban keser ve yine çeşitli isteklerde bulunur ve adak adardı. Davullu dedenin makamının olduğu dağın en uç noktası dümdüzdür ve burada eskiden bulunan iki dilek ağacı şimdilerde yoktur.[8]
Biz tüm bunlarda eski şaman inancının ve İslamın bir sentezini görmekteyiz. Yer-su ve evliya kültü gözümüze çarpmaktadır.
16.YEMEKLER
Otlaş (otlu aş)
Madımak denilen bitkiden yapılır. Madımak iyice ayıklanıp yıkandıktan sonra uygun bir tahta üzerinde bıçak veya satırla kıyılır. Bundan sonra ise bulgur ve suvanak otu (sarımsakta olabilir) ile pişirilip servis yapılır. Yoğurtla karıştırarak ta yenilmektedir. Özellikle bahar ayının başlangıcında sıkça yapılan bir yemektir. Ayrıca madımağı kurutarak sonradanda pişirebilirisiniz.
Mantı
Küçük küçük küp şeklinde kesilen hamurdan ve yoğurttan yapılır. Bahsettiğimiz kesilmiş hamurlar suda pişirildikten sonra süzülüp yoğurtla karıştırılır suyu eklenerek sıvı hale gelir ve sarımsakta eklenerek özellikle yaz günlerinde soğuk soğuk afiyetle yenir.
Kaymak aşı
Süt makinesinde çekilen sütten çıkan yağ(makine kaymağı) ile yufka ekmekten yapılır. Küçük küçük parçalanan yufka ekmeği eritilen kaymakla iyice kavrulur. Kızarıncaya kadar kavrulur ve servis edilir.
Omaç
Bol tere yağı, yufka ekmeği ve yumurtadan yapılır. Tere yağda bir süre kavrulan ekmeğin üzerine yumurtanın kırılmasıyla omaç yenmeye hazırdır.
Üzümlü
Üzümlü et ve üzümüden yapılmaktadır. Özellikle cenaze ve düğün yemeklerinin vazgeçilmezidir.
Yoğurtlu ayran çorbası
Yarmanın pişirilip yoğurtla karıştırılmasıyla yapılır. Soğuk olarak tüketilir.
Tarhana çorbası
Süzme yoğurdun yarmayla beraber harmanlanmasıyla tarhananın katık kısmı elde edilir. Pişirildikten sonra üzerine kekik sosu dökülür ve servise sunulur.
Düğür çorbası
Düğürden yapılmaktadır. Eskiden tüketimi fazla olan bir çorba türüdür.
Acı yağlı(tere yağı)Bulgur pilavı
Bu yemeğin özelliği tere yağının çok miktarda kullanılmasıdır. Katkısız köy yoğurduyla yapılmış ayranla mükemmel bir ikilidir.
Pancar aşı
Pancar yaprağının (şeker pancarı olmayacak) haşlanıp sarımsaklı yoğurtla karıştırılmasıyla yapılır. Soğuk olarak tüketilir.
17.SİVAS SERİNYAYLA KÖYÜ SOSOYAL YARDIMLAŞMA DAYANIŞMA VE KÜLTÜR DERNEĞİ
Köyümüzün derneği uzun süren bekleyişten sonra Adanada kurulmuştur. 2007 yılında faaliyete geçmiştir. Ve 2008 yılı itibariyle üç kere seçime gitmiştir. Seyderin ilk yönetim kadrosu ve ondan sonra gelenler ise şöyledir;
1.Dönem Yönetim Kadrosu
Başkan: Hüseyin Polat
Başkan yardımcısı: Hüseyin Şahin
Sekreter: Baki Öztoprak
Sayman: Kemal Bal
Üye: Halil Özkan
2. Dönem Yönetim Kadrosu
Başkan: Hüseyin Şahin
Başkan yardımcısı: Hasan Keskin
Sekreter: Hasan Güdemek
Sayman: Metin Süngü
Üye: Eyüp Yanık
3. Dönem Yönetim Kadrosu
Başkan: Ecevit Süngü
Başkan yardımcısı: Sıtkı Keskin
Sekreter: Altan Şahin
Sayman: Hasan Güdemek
Üye: Musa Öztürk
Derneğimiz kuruluşundan bu güne kadar gurbetteki köylülerimizin birleştiği bir çatı olmuştur ve birçok etkinliğe imza atmıştır. Derneğimiz faaliyetleri şunlardır;
Geleneksel Davullu Şenlikleri, çeşitli gün ve bayramlar da toplu yemekler, aşure günü aşure yapımı ve dağıtımı, tiyatro oyunları, öğrencilere yönelik kurslar ve düğün ve cenazelerde ki organizasyonlardır.
Bu güne kadar örgütlü yaşayamamış olan köylülerimiz daha sağlam ve organize bir biçimde yaşamak birbirleriyle bağlarını kopartmamak ve her zaman birlikte olmak için seyderi sonuna kadar yaşatacaklardır.
Seyder Adanada faaliyet göstermektedir. Bunun yanı sıra Ankara ve Serinyayla temsilcilikleri de bulunmaktadır. Umarız ki bundan sonrada seyder her zaman var olmaya devam eder.
Derneğimizin açılış töreni.
Dernek tiyatro gösterisi.
Derneğin
düzenlediği gençlik gezisinden bir kare.
Yönetim kurulu seçiminden bir görüntü.
Arap Peyiği |
Deldüğe |
Hamza Pınarı |
Kızılyer |
Sarıtaş |
Bağırtlak Yatağı |
Delmeli Koyak |
Karadere |
Koyak |
Şeker Pınarı |
Bozdede |
Dipiyurt |
Karımlı |
Köyderesi |
Sincanlı |
Büyükçayır |
Dolaylar |
Kavak |
Kuşaklı |
Taşkesen |
Çamırlık |
Düğünükkaya |
Kayacık |
Musurat |
Taşocağı |
Darboğaz |
Gelalik |
Kayaönü |
Radar |
Tekarmıdı |
Darderesi |
Gölpınar |
Kısıkyurt |
Sandal |
Tombul |
18.YER ADLARI TOBLOSU
19.SÜLALELER ve SOYADLARI TABLOSU
Sülale (Takım) |
Soyisimler / Aileler |
Albazlar (Ali Baz) |
Atalay |
Dırılar |
Gürlevik, Toy, Kartal |
Göcenler |
Yangın, Şahin |
Hamıslar |
Koçyiğit, Saygın |
Kötü Kürtler |
Taştan, Taş |
Kürtoğulları |
Yurdakul |
Mantıcılar |
Özkan |
Memişler |
Bal |
Mırtaza Takımı |
Yılmaz |
Sadıkçavuşlar |
Keskin |
Sareliler (Sarı Ali) |
Esen, Polat, Koç |
Sülükler (Süleyman - Sülo) |
Özer, Doğan, Öztoprak |
Veledler(gadoler) |
Süngü, Kılıç, Kuygun, Çevik |
Isağınoğlu (isakın oğlu) |
Taşkın, Sağlam |
Yanıklar |
Yanık, Yıldırım |
20.ŞAİRLER
Bu bölümde köyümüzün sitesinde yer alan ve köylülerimizin yazmış oldukları şiirler yer almaktadır.
GURBET
KUŞLARI
Ah
memleketim.
Tüter burnumda burcu burcu.
Annem bilsen
nasıl özledim seni.
Nasıl özledim ellerinden öpmeyi.
Kahrolası gurbet kuşları.
Döner durur
başımda.
Gurbette akşam zordur anne.
Duvarlar üstüne gelir adamın.
Yürek sevda çeker.
Dağlar tepeler boş gelir insana.
Şimşekler
çakar gözlerinde.
Fırtınalar kopar yüreğinde.
Hasret sanki beni boğar.
Bir damla yaş düşer
anneme.
Birde güzel gözlü sevdiğime.
Güneş
yalnızlık üstüne doğa.r
Umutlar üstüne yeller
eser.
Şarkılar hasretlik çalar.
Türküler
derinden yakar.
Sohbetler açılır, sevdalar söylenir.
Özlemler dile gelir.
Yaş olur gözlerde.
Şarkılar isyan eder.
Ah o vefasız nerde?
Gurbette
akşam zordur anne,
Bir öpseydim ellerinden.
Yine
kızsaydın, bağırsaydın bana.
Kızınca ne güzel olurdun sen.
Kahrolası gurbet
kuşları.
Döner durur başımda.
Bir yar
sevdim annem.
Gonca güller saçında.
Gurbette
akşam zordur anne,
Dalar giderim bazen.
Karlı
dağlara bakarım.
Bilsen başım duman duman.
Hasret derinden vurur.
Özlem derinden yakar o zaman.
Güzel annem bilsen.
Kahrolası gurbet kuşları.
Döner durur başımda.
Bir yar sevdim annem,
Bir
yar sevdim. Gonca güller
saçında.
Yusuf YANGIN.
SERİNYAYLAM
GÜZEL KÖYÜM
Alabildiğince uzanır
Sararmış bir okyanus
gibi bozkırları
Bir derviş edası ile durur
Yaşlı armut ağaçları
Bozdede bir bilgedir
Davullu kutsal bir mabed
Güzelliği dildedir
Bu özleyene bir davet
Sararmış
arpa buğday
Semada pırıl pırıl bir ay
Gündüzü ayrı güzel gecesi ayrı
Elinle
toplarsın yıldızları
Ayrı bir
asaleti vardır
Ağaçtan yoksun yamaçların
Büyük efsanesi vardır
Bin yıllık
ağaçların
Hayat kavgası verirken
şehirde
Nasıl özleniyor köyümüz
Belli
değilmi bu şiirde
Biz köylüyüz budur bizim özümüz
Yusuf YANGIN.
YOLLAR
KAPALI
Serçe
kuşu cik cik öter.
Yüreklerde hasret tüter.
Kar
altında otlar biter.
Bizim ellerde
ellerde
Oy ,oy,oy dışarı
soğuk.
Dışarı ayaz.
Yollar
kapalı,
Bizim orada,
Kış
aylarında.
Karlar yağar lapa lapa,
Bizim orada
bizim köyde.
Soba çok sıcak,
Sohbet çok
koyu.
Bizim orada,
Bizim köyde.
Oy, oy,
oy dışarı soğuk.
Dışarı
ayaz,
Yollar kapalı,
Bizim orada,
Kış
aylarında.
Rüzgar esiyor,
Tipi vuruyor,
Camlar buz
tutuyor,
Sular donuyor.
Bizim orada
Kış
aylarında.
Hüseyin YANIK.
AĞLAR
BOZDEDE
Yaraladılar
Bozdede
Parçaladılar Bozdede
Ufaladılar Bozdede
Savurdular Bozdede
Ağlar, ağlar Bozdede
Gözün dolar Bozdede
İçin kan ağlar Bozdede
Acı çeker Bozdede
Ayırdılar
çobanından,
Koyunundan, kuzusundan,
Yağmurundan
dumanından,
Ayırdılar Bozdede.
Ağlar ağlar Bozdede
Gözün dolar Bozdede
İçi kan ağlar Bozdede
Acı çeker Bozdede
Ayırdılar
karından
Dumanından ,boranından
Baharından ,yazından
Ayırdılar bozdede .
Ağlar ağlar Bozdede
Gözün dolar Bozdede
İçi kan ağlar Bozdede
Acı çeker Bozdede
Kimse
görmez bozdede
Kimse duymaz bozdede
Kimse anlamaz Bozdede
Kimse bilmez bozdede
Ayırdılar geveninden
Dikeninden ,çiçeğinden,
Kuşundan,böceğinden,
Ayırdılar Bozdede.
Ağlar ağlar Bozdede
Gözü dolar Bozdede
İçi kan ağlar Bozdede
Acı çeker Bozdede
Hüseyin YANIK.
BENİM
Şu garip gönlümü bir sızı sardı
Eller anlamıyor halımı benim
Canımdan çok sevdiğim birisi vardı
Onu da elimden aldılar benim
Kurtulamam düştüm amansız derde
Önüme çekildi siyah bir perde
Anam, babam, gardaşım nerede?
Kimseler sormuyor halımı benim
Mevlam hep mi bana verdin zulümü
Şu yoksulluk büktü benim belimi
Artık ver de kurtulayım ölümü
Köyüme götürün ölümü benim
Söyledikçe akar gözümden yaşlar
Bir derdim bitmeden birisi başlar
Şu gençlikte başıma gelen işler
Kırdı kanadımı kolumu benim
Aşık kazım söyler kimse anlamaz
Doktor tabip gelse yaram saramaz
Güvenme dünyaya sana da kalmaz
Kazdılar dünyada kuyumu benim
ÂŞIK KAZIM YILMAZ.
GİDEK SILAYA
Bozdede
dağıdır bizim dağımız.
Dokunmayın
sızılıyor yaramız.
Sılada
bekliyor garip anamız.
Gel gardaş
gelde gidek sılaya.
Gurbete
düşmüşüm anamdan ayrı.
Birdaha dönemem
köyüme gayrı.
Artık çekilmiyor gurbetin
kahrı.
Gel gardaş gelde gidek sılaya.
Gurbette geçinmek çok zor oluyor.
Aşık
kazım derki gözüm doluyor.
Köye gidem desem
engel koymuyor.
Gel gardaş gelde gidek sılaya.
ÂŞIK KAZIM YILMAZ.
KİMSESİZİM
Melhem bulunmaz
yarama.
Kimsesizim bu dünyada.
Hasretim ana babaya.
Kimsesizim bu dünyada.
Gelen vurdu
giden vurdu.
Vatan bana elin yurdu.
Sevdiklerim
toprak oldu.
Kimsesizim bu dünyada.
Anam yok
derdimi yanam.
Babam yok yanında
kalam.
Gardaşım yok
halım soran.
Kimsesizim bu dünyada.
Derdi büyük
aşık kazım.
Kışa döndü
baharım yazım.
Kimsem yok yapa
yalnızım.
Kimsesizim bu dünyada.
ÂŞIK
KAZIM YILMAZ.
BEDDUA
Bu
hale gelmemin sebebi sensin.
Ellerin
koynunda kala sevdiğim.
Bana gelen dertler
sanada gelsin.
Muradın gözünde kala sevdiğim.
Ne hallere düştüm gelki göresin.
Bana
ettiklerini birgün çekesin.
Akan
gözyaşını kimse silmesin.
Gözlerine kanlar
dola sevdiğim.
Elimden gelmiyor seni unutmak.
Hiç kolay
olmadı senden ayrılmak.
Söylediğim
söze yoktur darılmak.
Senin yarinide
eller ala sevdiğim.
Gözlerinden
yaşlar eksik olmasın.
Aşık
kazım gibi sende yanasın.
Tutam tuyam
saçlarını yolasın.
Dünya sana zindan
ola sevdiğim.
ÂŞIK KAZIM YILMAZ.
KÖYÜM
Dağlarına
kurban olurum,
Yollarına
baka kalırım
İnsanlarına hayranım,
Benim güzel
Serinyaylam.
Çıksam Bozdedenin
başına,
Şöyle baksam düz ovaya,
Çocuklar güle
oynaya,
Benim güzel Serinyaylam.
Nice
aşklar barındırırsın,
Dertlilerin
dermanısın,
Yokluğuna gönül nasıl
dayansın,
Benim güzel Serinyaylam.
ALİ YANGIN
KİMSESİZ
Yayladır
köyümüz,
yaşanmaz sensiz,
Beklerim
yolların,
Kimsiz kimsesiz,
Çeşmeleri
susuz,
İnsanları mutsuz.
Yaşanır
mı umutsuz,
Kimsiz kimsesiz.
Yetmiyor
suları,
Serindir yaz ayı.
Hiç gelmez
baharı,
Kimsiz kimsesiz.
ALİ
YANGIN
KAYNAKÇA
AKSÜT Hamza, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi kökenleri.
KORKMAZ Zafer, Sivas İli Helenistik-Roma Seramiği Işığı Altında Yerleşim Şeması, Ankara 2003.
Faruk Sümer, Oğuzlar(Türkmenler )tarihleri-boy teşkilatı-destanları, İstanbul 1980.
Dipnotlarda ismi geçen ve birebir görüştüğüm köylülerim, kendi gözlemlerim ve deneyimlerim.
FOTOĞRAFLAR
[1] http://www.tayproject.org/TAYages.fm$Retrieve?CagNo=2043&html=ages_detail_t.html&layout=web
[2] Zafer KORKMAZ, Sivas İli Helenistik-Roma Seramiği Işığı Altında Yerleşim Şeması s. 206. Ankara 2003.
[3] Hüseyin Kutlu 99 yaşında 4 çocuk babası, okur yazar
[4] Hüseyin Özkan 74 yaşında 4 çocuk babası, okur yazar
[5]Hamza AKSÜT, Anadolu Aleviliğinin Sosyal ve Coğrafi Kökenleri, s. 23-24-25.
[6] Faruk Sümer, Oğuzlar(Türkmenler )tarihleri-boy teşkilatı-destanları, İstanbul 1980, s.297
[7] Doğan KAYA, Sivasta Yatmakta Olan Horasan Merkezli Anadolu Erenleri, s. 3. Cumhuriyet Üniversitesi Türkoloji yayınları.
[8] A, g, m, s.3.